kırık şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırık şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2011 Perşembe

Uğultu için Dipnot



Allen Ginsberg


Kutsal! Kutsal! Kutsal! Kutsal! Kutsal! Kutsal! Kutsal! Kutsal!

Kutsal! Kutsal! Kutsal! Kutsal! Kutsal! Kutsal!

Kutsal dünya! Kutsal ruh! Kutsal ten!

Kutsal burun! Dil, sik, el ve kutsal kıç deliği!

Her şey kutsal! Herkes kutsal! Her yer

kutsal! Her gün ahrette! Sokaktaki adam

bir melek! Kıç yüce melek kadar kutsal! deli

adam senin kadar kutsal ruhum kutsal!

Kutsal daktilo, kutsal şiir, ses

kutsal, dinleyiciler kutsal, kutsal coşku!

Kutsal Peter, kutsal Allen, kutsal Süleyman, kutsal Lucien

kutsal Kerouac, kutsal Huncke, kutsal Burroughs

kutsal Cassady, bozulmuş meçhul ve dertli kutsal dilenciler

iğrenç kutsal insan melekleri!

Deliler evindeki kutsal annem! Kansaslı

büyükbabaların kutsal çükleri!

İnleyen kutsal saksafon! Kutsal popun vahyi!

Kutsal cazbantlar, esrar, yenilikçiler, barış

uyuşturucu ve davullar!

Gökdelenlerin ve kaldırımların kutsal yalnızlığı!

Milyonlarla dolup taşan kutsal kafeteryalar! Caddelerin

altında akan kutsal gözyaşı nehirleri!

Kimsesiz kutsal Vishnu! Orta sınıfın kutsal büyük lambası!

İsyanın çılgın kutsal çobanları!

Los Angeles'ın çukurunu kazan Log Angeles'tır.

Kutsal New York, San Francisco, kutsal Peoria

ve Seattle, kutsal Paris, Tangiers, Moskova,

kutsal İstanbul!

Sonsuzlukta kutsal zaman, zamanda kutsal sonsuzluk

uzaydaki kutsal saatler, kutsal dördüncü boyut, kutsal

beşinci enternasyonal, Moloch'taki kutsal melek!

Kutsal deniz, kutsal çöl, kutsal demiryolu, kutsal

lokomotif, kutsal vizyonlar, kutsal halüsinasyonlar

kutsal mucizeler, kutsal göz küresi

kutsal uçurum!

Kutsal bağışlayıcılık! merhamet! sadaka! iman! Kutsal! Bizim!

vücutlar! acı! alicenaplık!

Doğaüstü, ekstra görkemli zeki

ruhun kutsal şefkati!


Türkçesi: Mustafa Burak Sezer

Karayazı 13. Sayı, Kasım-Aralık 2010


Footnote to Howl


Holy! Holy! Holy! Holy! Holy! Holy! Holy! Holy! Holy!

Holy! Holy! Holy! Holy! Holy! Holy!

The world is holy! The soul is holy! The skin is holy!

The nose is holy! The tongue and cock and hand

and asshole holy!

Everything is holy! everybody's holy! everywhere is

holy! everyday is in eternity! Everyman's an

angel!

The bum's as holy as the seraphim! the madman is

holy as you my soul are holy!

The typewriter is holy the poem is holy the voice is

holy the hearers are holy the ecstasy is holy!

Holy Peter holy Allen holy Solomon holy Lucien holy

Kerouac holy Huncke holy Burroughs holy Cas-

sady holy the unknown buggered and suffering

beggars holy the hideous human angels!

Holy my mother in the insane asylum! Holy the cocks

of the grandfathers of Kansas!

Holy the groaning saxophone! Holy the bop

apocalypse! Holy the jazzbands marijuana

hipsters peace & junk & drums!

Holy the solitudes of skyscrapers and pavements! Holy

the cafeterias filled with the millions! Holy the

mysterious rivers of tears under the streets!

Holy the lone juggernaut! Holy the vast lamb of the

middle class! Holy the crazy shepherds of rebell-

ion! Who digs Los Angeles IS Los Angeles!

Holy New York Holy San Francisco Holy Peoria &

Seattle Holy Paris Holy Tangiers Holy Moscow

Holy Istanbul!

Holy time in eternity holy eternity in time holy the

clocks in space holy the fourth dimension holy

the fifth International holy the Angel in Moloch!

Holy the sea holy the desert holy the railroad holy the

locomotive holy the visions holy the hallucina-

tions holy the miracles holy the eyeball holy the

abyss!

Holy forgiveness! mercy! charity! faith! Holy! Ours!

bodies! suffering! magnanimity!

Holy the supernatural extra brilliant intelligent

kindness of the soul!


Allen Ginsberg

4 Aralık 2010 Cumartesi

Tünemek için Ev, Kay Ryan







Kay Ryan

Piliçler
kuşatıyor ve
günü ortadan
kaldırıyor. Güneş
parlak, ama
piliçler
yolda. Evet,
gökyüzü
piliçlerle kaplı,
piliçlerle sıkışık.
Dönüyorlar ve
sonra yine
dönüyorlar.
Bunlar piliçler
birini aynı anda
salıyorsun
ve küçük-
çeşitli türleri.
Şimdi
tünemek için eve
geliyorlar— hepsi
aynı cins
aynı hızda.

Çeviri: Mustafa Burak Sezer
Kasım / 2008 / İslamabad


Yedi Iklim, Sayı: 231 Haziran 2009


...........................................


Home to Roost

By Kay Ryan


The chickens
are circling and
blotting out the
day. The sun is
bright, but the
chickens are in
the way. Yes,
the sky is dark
with chickens,
dense with them.
They turn and
then they turn
again. These
are the chickens
you let loose
one at a time
and small-
various breeds.
Now they have
come home
to roost — all
the same kind
at the same speed.


3 Temmuz 2009 Cuma

küçük büyük lirik türk şiiri


mustafa burak sezer


hep lirik lirik lirik insanlar ne kadar

çok lirik allahım

çok kırıldım allahım

falsolarımız o biçim

seni seviyorum ulan jessica

demedik kötü olduk.


alacağın olsun türk şiiri

bakkallar eskiden veresiye verirdi

vericez diye alırdık

artık mangırı görmeden kimseler vermiyor

artık mangırı gören cennetlik

artık monuci belluci bir hayal

artık sen global krizden topu diktin

yüce toplar bile krize karşı koyamadı

onlar da donları indirdiler.


ne diyorsam liriklikten azizlikten işsizlikten başıma geldi

imgenin azizliği höttürü höttürü neler biliyorsanız

size hayat hikayemi anlatmıycam size

hikaye mikaye yok.

gidin sütünüzü için. gidin diskoya

manyak manyak tepinin. sikimde değil.

üstelik bir jetsikim bile yok

bütün şehir çıldırdı.


2008


22 Ocak 2009 Perşembe

manifesto değildir bebek

http://img254.imageshack.us/img254/306/tom151hb3.jpg

mustafa burak sezer


manifestoyu şimdi yazmak hem büyük bir hata hem de erken olur kanaatindeyim. bana göre manifestoyu şiir yazıyor zaten. köken itibarıyla bir başlangıç çizgisi çekmedim ama kırık şiiri arkaik divan şiirinde de, neo-klasik ingilizlerde de veya post-war amerikanlarında da bulmak mümkün. herkes kırık şiir yazmıyor ama.

kırık olmanın bir çok yönü var. ben de hepsini kafamda oluşturmuş değilim. garibin ve ikinci yeninin kırıka uyan tarafları var ama bütün olarak da kırık değil.


kırık şiir hiphop kültürü biraz. rahat ve bol giyiniyor. asi ve ağzı bozuk. kimi zaman dolaylı kimi zaman dolaysız yoldan ironik, sarkastik ya da direk küfrediyor. ama küfürün en büyük özelliği kırık olması. bana göre kırık şiirin merkezinde yer alan konuşma dilinden daha çok, dilin tabusunu, adetini, konvensiyonel dayatmacı medeni ve yapmacık şeklini iplemeden içine geldiği gibi söylemesi. salak salak ilham beklemeden, bilinç ve altından gelen ne varsa konuşmak. tabi bu konuşmayı elde etmek için şair olmak şart. şairlik sana kelimeler üzerinde gizli bir kontrol veriyor çünkü. insanlar içinden geldiği gibi konuşurken faka basıp düşerler. kırık şair faka basmadan kıvırmasını bilmeli.


modern olan ne varsa dalga geçiyor. mevcut türk şiiriyle, şairiyle, okuyucusuyla dalga geçiyor. kendisyle dalga geçerek şiiri şairden daha ön plana sokuyor. başı yok. giriş, gelişme, sonuç, netlik, bütünlük, climax, anti-climax, katharsis filan yok. başlarken bitip, biterken başlayabilir. genel itibariyle pat diye durur. bitmez. hatasını göstermeyi sever. okuyucuya hata gösterir. hata yapmakla şairin dolayısıyla insanın küçük ve aciz bir varlık olduğunu ortaya koyar. göz boyamaz ama gözleri rahatsız eder. düşünülmeden, planlamadan yazılırken kendi planını çizmesiyle kendi kendini dener, bu açıdan deneysel bir şey aynı zamanda. şair yazarken kendini de keşfediyor.

kafiyeyle, anlamsız deneysel zırvayla, pseudo-avantgardlıkla dalga geçiyor. beklenmedik kafiyelerin ve ritimlerin oluşması kasıtlı olan bir şey değil. şairin kelimeler üzerindeki oto veya psişik kontrolünden ötürü yarım kafiyeler oluşabiliyor. kırık şiir kafiye ve ses güzelliği yaratmak için yapılan bir şey değil. yazarken şairini sinirlendirmeli, güldürmeli ve düşündürmeli. sen yazdığına gülüp aynı anda sinirlenip düşünmüyorsan, bunun etkisi olmayacak demek.


her şeyden konuşabilen ve her forma girebilen bir şey kırık şiir. ateş, hava ve toprak değil ama su. çok rahat akıyor ve amorfik. klasik şiir formlarına, nesire, deforme edilmiş yarı klasik yarı avantgarde biçimlere de bürünebilir. formun kırık şiire büyük bir etkisi veya katkısı yok. alt alta dizsen de, yan yana koysan da (juxtapose) aynı tadı ve tesiri verecek.


kesinlikle humanist, apolitik, konformist, mıymıy, beyefendi ve nazik değil. yazılırken nereye gittiğini, ne söylediğini düşünmüyor. acı, geren ve huysuzlandırıcı olanı kırarak söylüyor. mizahi olmaya çalışmak kırık şiir değil ama mizah kırık şiirin merkezinde. ya da kırık komedi. aristo komediyi en sona itmişti. komedi ise bütün hayatın merkezinde olan şey aslında. kutsal komedi. epik, trajik, lirik, psişik ve materyalist olan ne varsa komedinin içinde

.

23.01.2009 / Islamabad


2 Aralık 2008 Salı

ramadan, take us to the mosque!


mustafa burak sezer


ya rabbi*, too many sin, too many blunder we’ve made, please forgive!

ya rabbi, all year we’ve cut women, but didn’t kill

ya rabbi, you’re merciful, most gracious, please forgive!

ya rabbi, your fellows are our fellows too

don’t let us to go into that special garden with filthy smells, ya rahmetel alemin!

we’ve washed our mouths and coming with one-hundred-eighty km per hour

all hamds and senas are for you and greetings for your beloved one

lebbeyk lebbeyk lebbeyk ya rab our hands are open

we’ve covered transparent spots of ours, we shall close pubs too ya rabbi

these undignified morons giving us nothing, so we’ve turned our backs against your-

wastrel slaves, against this corrupted, crazy world

only you ya rabbi give us what is good for us

we ask only from you and only return to you

ya rabbi, take us to the halilullah, drop us on the road of kaaba

ya rabbi, i’ve turned my face from all evil things which over 18 years old

turn my face towards your path, like a partridge i’m coming by skittering

please forgive us for all those hanky-panky things we did!


ya rabbi, we don’t have face, money, wife, scholarship, and intention to die

too many trouble, enemy, flub and fuss we have

protect us from harm and bring closer to goodness

don’t blow up our tires ya rabbi

don’t blow up our tires ya rabbi

don’t blow up our tires ya rabbi

make our chests full with iman

don’t examine us with monica bellucis ya rabbi

we’re out of way when we see women ya rabbi

meet us with your fellows ya rabbi

send us dervishes and let us go to them

is kemal dervish, ya rabbi?

ya habibi ya aynel yakin, ya kulubel elbab

everybody is in the cart, don’t let us be ya rabbi!

don’t bother us with freaks ya rabbi

don’t bother us with hottiri pottiriks ya rabbi

don’t examine us with zottiriks1 ya rabbi!


ya hannan, ya mennan, sebbit kulubune alel iman

don’t slip our feet into the pits of hell ya rabbi

vel basu badel mevt that we believed; grant us to give our last breaths alel iman

hu hu hu hu hu ya allah ya zül celali vel ikram
we’re praying our salats warped, make us pray straight

shake kuffars’s chests with our azans ya rabbi

let us our poetry fills the kuffars’ vacancy ya rabbi

they say, “my friend there is a vacant place, fill vacancy” they ask too much ya rabbi

we also ask too many things, let us wish only sooth ya rabbi

don’t slip us to the path of chicks ya rabbi

whoever eat their toast, let them be, we want to drink el-kevser in jannah

with drinking your wine of love, make us nuts ya rabbi


o, who doesn’t able to control power but you, o, who created universes from the nothingness

o, rabb of drunks, tramps, chickens, vagabonds, paralyzed ones, crooked ones, non-believers too, o allah!

o allah, you turn black hearts towards light, if you wished

you know where’s iman, with whom, o sultan of universes

o, who is able to turn european union, america, russia, israel into the dust

el kahhar, el celal, el hakim, el adil-i mutlak
allahuekber ve lilla ilhamd

allah is the greatest and all praises for him

hosanna is only for you

every nefs2 will be in cart, amenna ve saddekna

don’t bother us with our selves ya rabbi!


we’re giving a big war, everywhere full of konkon, ultra pits of sin

everywhere beans, everywhere abusers, everywhere panic drab

our homes ruined, our hearts ruined, our pockets ruined

don’t ruin us hereafter ya rabbi

allah bes baki heves, amentü yarabbi
amentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusulihi vel yevmil ahiri ve bil kaderi hayriyi ve şerrihi minellahi taela
vel basü badel mevt
hakkun:
eşhedü enla ilahe illallah
ve eşhedü enne muhammeden abduhü ve resuluhü

amentu ya rabbi infinite times amentu

when we shut down don’t collapse our hard disks ya rabbi


ramadan has arrived, welcomed

come to our homes ya rabbi

we’re coming too ya rabbi


august 2008 / istanbul



*o, dear god!

1- hottiri, pottiri, zottiriks have no meanings in sense. it’s just like edward lear’s nonsense inventions in poetry.

2- self, living being



30 Ağustos 2008 Cumartesi

ZUR JUDENFRAGE



suavi kemal yazgıç


orada bir uyku seti için terk edilmiş arkadaşlıklar çölünde
sırt sırta vermiş iki akbaba olarak uçuyoruz
omuzlarımızda “Das Kapital” ve “Mein Kampf”
ve ezberimizde “Şer Çiçekleri”
bir yalana arka çıkmanın bedelini
bir diğerinin altında kalarak ödüyoruz

seküler dualar adıyoruz
adımızın anılmadığı parlamentolara
adımızın anılmadığı antları tekrarlarken
vatandaşlık numaramızla at yarışı oynayıp
vatansız kalıyoruz tekin olmayan bir hayalin peşinde

biz ki yirmi dört ayar altın
parmaklıklı kafesimizde
sevinçten yirmi dört saat parmaklarını şıklatan çoğunluğuz
biz ki işporta tezgâhlarından tamah ettik
“TÜRKİYE’DE GERİ KALMIŞLIĞIN TARİHİ”ne
biz ki bir “ah” ettik mi
karşıki dağlar alışveriş merkezi olur
ya da toplu konut kooperatifi
ve biz ki
zekatı ödenmemiş zekamızla
avlıyoruz bizi bekleyen yemleri
ve yakalanıyoruz daha taksitleri bitmemiş
küçük mavi çiçekli uyku setimize

orada frambuazlı çörekler için terk edilmiş arkadaşlar çölünde
sürünüyoruz iki başlı çatal dilli bir yılan olarak
sırtımızda “İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRİSİ”
midemizde Ortadoğu, Hindistan, Afrika ve Çin

biz ki bir kez biz olamamış bir benler kalabalığı
olarak yürüdük sahnede
kimin bayrağını salladığımıza dikkat etmeden
gurur duyduk astığımız kumaştan
hiçbir şey duyamayan kulaklarımıza inat
bağırdık sesimizi duyurmak için
bronz heykellere
ve döküldüğümüz kalıpsızlıkta
bıraktık kendimizi
benliklerimizle derinleştirdiğimiz
sıradanlığın uçurumuna

orada sallama ısırgan otu çayı için terk edilmiş sevgililer çölünde
kırılmış düşlerden ve kadri bilinmemiş rüyalardan akan kan
sızıyor kumulların arasından
ve ölümsüzlük otunu kaybeden Gılgamış

not: daha önce kökler dergisinde yayınlandı.

*saman köpekler


davut yücel

1karşımda öldü şimdi

1bir de van gogh kendisi 1889

1ölüm bir simulasyon (baudrillard haklı mıydı)

1halbuki ne kadar epik değil ?

1boş yok şimdi yanındakini de 1 bulsam sırasanana

1bir değil bugecece ki dur sırala ağzı kekeledi

1uzak dur beri gel uzak dur beri gel

1hastanede ölüm tipolojisi çok saçma


13 haziran 2008

ramazan bizi camiye götür!


mustafa burak sezer


yarabbi bir sürü günah, bir sürü halt yedik affola
yarabbi bütün yıl karıları kestik, öldürmedik ama
yarabbi sen gafursun, sen rahimsin affola
yarabbi senin dostların bizim de dostumuzdur
o has bahçeye çirkin kokularla girmeyelim ey alemlerin efendisi
ağzımızı çalkalayarak yüz seksene taktık geliyoruz yarabbi
hamdu senalar sana selamlar habibine olsun
leybeyk leybeyk lebbeyk ya rab ellerimizi açtık,
transparan yerlerimizi kapattık, meyhaneleri de kapatacaz yarabbi
bu şerefsizler bir şey vermiyor, sırtımızı defolu kullarına, çivisi çıkmış dünyaya çevirdik
bize sen ver yarabbi hayırlı olan ne varsa
yalnız senden isteriz yine sana döneriz yarabbi
yarabbi bizi halilullaha ulaştır bizi düşür kabe yollarına
yarabbi yüzümü bütün 18 yaş üstü kemliklerden çevirdim
yüzümü çevir yoluna keklik gibi seke seke geliyorum efendim
yediğimiz bütün naneler affola

yarabbi yüzümüz yok, paramız yok, karımız yok, bursumuz yok, ölmeye niyetimiz yok
derdimiz çok, düşmanımız çok, falsomuz çok, fortçumuz çok
bizi kötülüklerden beri, hasenatlara yakin eyle yarabbi
lastiğimizi patlatma yarabbi
lastiğimizi patlatma yarabbi
lastiğimizi patlatma yarabbi
göğsümüz imanla dolsun taşsın yarabbi
bizi monica belluci'lerle imtihan etme yarabbi
karı görünce raydan çıkıyoruz yarabbi
bizi dostlarınla buluştur yarabbi
bize dervişler gelsin, biz dervişlere gidelim yarabbi
kemal da derviş mi yarabbi?
ya habibi ya aynel yakin, ya kulubel elbab
herkesler topu dikmiş, bize topu diktirme yarabbi
bizi toplara musallat etme yarabbi
bizi hottiri pottiriklere musallat etme yarabbi
bizi zottiriklerle hesap etme yarabbi

ya hannan, ya mennan, sebbit kulubune alel iman
ayaklarımızı cehennem çukurlarına kaydırma yarabbi
vel basu badel mevt iman ettik, iman üzre nefesimizi teslim etmeyi nasip et
hu hu hu hu hu ya allah ya zül celali vel ikram
namazlarımızı yamuk kılıyoruz, doğdoğru kıldır yarabbi
ezanlarımızla kafirlerin göğsünü titret yarabbi
şiirimiz kafirlerin boşluklarını doldursun yarabbi
arkada boş yer var, doldurun diyorlar, bizden çok şey istiyorlar yarabbi
biz de çok şey istiyoruz, bize hakikati istet yarabbi
kaşarların yoluna kaydırma yarabbi
tostunu yiyenler yesin, biz cennet'te kevseri içmek istiyoruz
içip aşkın şarabın kandır ya habibi

ey senden başka güce muktedir olmayan, ey kainatları yoktan var eden
ey cilloşların, sarhoşların, berduşların, yamukların, zırzopların, imansızların da rabbi olan allah
ey kalbi kararanları dilerse hidayete çeviren allah
ey imanın kimde olduğunu bilen alemlerin sultanı
ey avrupa birliğini, amerika'yı, rusya'yı, israil'i bir toz zerresine çevirebilecek el kahhar, el celal, el hakim, el adil-i mutlak
allahuekber ve lilla ilhamd
şükür ancak sanadır
her nefis topu dikecektir amenna ve saddekna
nefsimizi bize musallat etme yarabbi

büyük savaş veriyoruz, her tarafta konkon, ultra günah çukuru
her tarafta fasulye, her tarafta pandikçi, her tarafta panik kaltak
evlerimiz harap, kalplerimiz harap, ceplerimiz harap
bizi ahrette harap etme yarabbi
allah bes baki heves, amentü yarabbi
amentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusulihi vel yevmil ahiri ve bil kaderi hayriyi ve şerrihi minellahi taela
vel basü badel mevt
hakkun:
eşhedü enla ilahe illallah
ve eşhedü enne muhammeden abduhü ve resuluhü
amentü yarabbi sonsuz kere amentü
ölürken hard diskimizi çökertme yarabbi

ramazan geldi hoş geldi
evlerimize gel yarabbi
biz de geliyoruz yarabbi

29 Ağustos 2008 / İstanbul