21 Eylül 2010 Salı
3 Temmuz 2009 Cuma
küçük büyük lirik türk şiiri
mustafa burak sezer
hep lirik lirik lirik insanlar ne kadar
çok lirik allahım
çok kırıldım allahım
falsolarımız o biçim
seni seviyorum ulan jessica
demedik kötü olduk.
alacağın olsun türk şiiri
bakkallar eskiden veresiye verirdi
vericez diye alırdık
artık mangırı görmeden kimseler vermiyor
artık mangırı gören cennetlik
artık monuci belluci bir hayal
artık sen global krizden topu diktin
yüce toplar bile krize karşı koyamadı
onlar da donları indirdiler.
ne diyorsam liriklikten azizlikten işsizlikten başıma geldi
imgenin azizliği höttürü höttürü neler biliyorsanız
size hayat hikayemi anlatmıycam size
hikaye mikaye yok.
gidin sütünüzü için. gidin diskoya
manyak manyak tepinin. sikimde değil.
üstelik bir jetsikim bile yok
bütün şehir çıldırdı.
22 Ocak 2009 Perşembe
manifesto değildir bebek
mustafa burak sezer
manifestoyu şimdi yazmak hem büyük bir hata hem de erken olur kanaatindeyim. bana göre manifestoyu şiir yazıyor zaten. köken itibarıyla bir başlangıç çizgisi çekmedim ama kırık şiiri arkaik divan şiirinde de, neo-klasik ingilizlerde de veya post-war amerikanlarında da bulmak mümkün. herkes kırık şiir yazmıyor ama.
kırık olmanın bir çok yönü var. ben de hepsini kafamda oluşturmuş değilim. garibin ve ikinci yeninin kırıka uyan tarafları var ama bütün olarak da kırık değil.
kırık şiir hiphop kültürü biraz. rahat ve bol giyiniyor. asi ve ağzı bozuk. kimi zaman dolaylı kimi zaman dolaysız yoldan ironik, sarkastik ya da direk küfrediyor. ama küfürün en büyük özelliği kırık olması. bana göre kırık şiirin merkezinde yer alan konuşma dilinden daha çok, dilin tabusunu, adetini, konvensiyonel dayatmacı medeni ve yapmacık şeklini iplemeden içine geldiği gibi söylemesi. salak salak ilham beklemeden, bilinç ve altından gelen ne varsa konuşmak. tabi bu konuşmayı elde etmek için şair olmak şart. şairlik
modern olan ne varsa dalga geçiyor. mevcut türk şiiriyle, şairiyle, okuyucusuyla dalga geçiyor. kendisyle dalga geçerek şiiri şairden daha ön plana sokuyor. başı yok. giriş, gelişme, sonuç, netlik, bütünlük, climax, anti-climax, katharsis filan yok. başlarken bitip, biterken başlayabilir. genel itibariyle pat diye durur. bitmez. hatasını göstermeyi sever. okuyucuya hata gösterir. hata yapmakla şairin dolayısıyla insanın küçük ve aciz bir varlık olduğunu ortaya koyar. göz boyamaz ama gözleri rahatsız eder. düşünülmeden, planlamadan yazılırken kendi planını çizmesiyle kendi kendini dener, bu açıdan deneysel bir şey aynı zamanda. şair yazarken kendini de keşfediyor.
kafiyeyle, anlamsız deneysel zırvayla, pseudo-avantgardlıkla dalga geçiyor. beklenmedik kafiyelerin ve ritimlerin oluşması kasıtlı olan bir şey değil. şairin kelimeler üzerindeki oto veya psişik kontrolünden ötürü yarım kafiyeler oluşabiliyor. kırık şiir kafiye ve ses güzelliği yaratmak için yapılan bir şey değil. yazarken şairini sinirlendirmeli, güldürmeli ve düşündürmeli. sen yazdığına gülüp aynı anda sinirlenip düşünmüyorsan, bunun etkisi olmayacak demek.
her şeyden konuşabilen ve her forma girebilen bir şey kırık şiir. ateş, hava ve toprak değil ama su. çok rahat akıyor ve amorfik. klasik şiir formlarına, nesire, deforme edilmiş yarı klasik yarı avantgarde biçimlere de bürünebilir. formun kırık şiire büyük bir etkisi veya katkısı yok. alt alta dizsen de, yan yana koysan da (juxtapose) aynı tadı ve tesiri verecek.
kesinlikle humanist, apolitik, konformist, mıymıy, beyefendi ve nazik değil. yazılırken nereye gittiğini, ne söylediğini düşünmüyor. acı, geren ve huysuzlandırıcı olanı kırarak söylüyor. mizahi olmaya çalışmak kırık şiir değil ama mizah kırık şiirin merkezinde. ya da kırık komedi. aristo komediyi en sona itmişti. komedi ise bütün hayatın merkezinde olan şey aslında. kutsal komedi. epik, trajik, lirik, psişik ve materyalist olan ne varsa komedinin içinde
.
23.01.2009 /
2 Aralık 2008 Salı
ramadan, take us to the mosque!
mustafa burak sezer
ya rabbi*, too many sin, too many blunder we’ve made, please forgive!
ya rabbi, all year we’ve cut women, but didn’t kill
ya rabbi, you’re merciful, most gracious, please forgive!
ya rabbi, your fellows are our fellows too
don’t let us to go into that special garden with filthy smells, ya rahmetel alemin!
we’ve washed our mouths and coming with one-hundred-eighty km per hour
all hamds and senas are for you and greetings for your beloved one
lebbeyk lebbeyk lebbeyk ya rab our hands are open
we’ve covered transparent spots of ours, we shall close pubs too ya rabbi
these undignified morons giving us nothing, so we’ve turned our backs against your-
wastrel slaves, against this corrupted, crazy world
only you ya rabbi give us what is good for us
we ask only from you and only return to you
ya rabbi, take us to the halilullah, drop us on the road of kaaba
ya rabbi, i’ve turned my face from all evil things which over 18 years old
turn my face towards your path, like a partridge i’m coming by skittering
please forgive us for all those hanky-panky things we did!
ya rabbi, we don’t have face, money, wife, scholarship, and intention to die
too many trouble, enemy, flub and fuss we have
protect us from harm and bring closer to goodness
don’t blow up our tires ya rabbi
don’t blow up our tires ya rabbi
don’t blow up our tires ya rabbi
make our chests full with iman
don’t examine us with monica bellucis ya rabbi
we’re out of way when we see women ya rabbi
meet us with your fellows ya rabbi
send us dervishes and let us go to them
is kemal dervish, ya rabbi?
ya habibi ya aynel yakin, ya kulubel elbab
everybody is in the cart, don’t let us be ya rabbi!
don’t bother us with freaks ya rabbi
don’t bother us with hottiri pottiriks ya rabbi
don’t examine us with zottiriks1 ya rabbi!
ya hannan, ya mennan, sebbit kulubune alel iman
don’t slip our feet into the pits of hell ya rabbi
vel basu badel mevt that we believed; grant us to give our last breaths alel iman
hu hu hu hu hu ya allah ya zül celali vel ikram
we’re praying our salats warped, make us pray straight
shake kuffars’s chests with our azans ya rabbi
let us our poetry fills the kuffars’ vacancy ya rabbi
they say, “my friend there is a vacant place, fill vacancy” they ask too much ya rabbi
we also ask too many things, let us wish only sooth ya rabbi
don’t slip us to the path of chicks ya rabbi
whoever eat their toast, let them be, we want to drink el-kevser in jannah
with drinking your wine of love, make us nuts ya rabbi
o, who doesn’t able to control power but you, o, who created universes from the nothingness
o, rabb of drunks, tramps, chickens, vagabonds, paralyzed ones, crooked ones, non-believers too, o allah!
o allah, you turn black hearts towards light, if you wished
you know where’s iman, with whom, o sultan of universes
o, who is able to turn european union,
el kahhar, el celal, el hakim, el adil-i mutlak
allahuekber ve lilla ilhamd
allah is the greatest and all praises for him
hosanna is only for you
every nefs2 will be in cart, amenna ve saddekna
don’t bother us with our selves ya rabbi!
we’re giving a big war, everywhere full of konkon, ultra pits of sin
everywhere beans, everywhere abusers, everywhere panic drab
our homes ruined, our hearts ruined, our pockets ruined
don’t ruin us hereafter ya rabbi
allah bes baki heves, amentü yarabbi
amentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusulihi vel yevmil ahiri ve bil kaderi hayriyi ve şerrihi minellahi taela
vel basü badel mevt
hakkun:
eşhedü enla ilahe illallah
ve eşhedü enne muhammeden abduhü ve resuluhü
amentu ya rabbi infinite times amentu
when we shut down don’t collapse our hard disks ya rabbi
ramadan has arrived, welcomed
come to our homes ya rabbi
we’re coming too ya rabbi
august 2008 /
*o, dear god!
1- hottiri, pottiri, zottiriks have no meanings in sense. it’s just like edward lear’s nonsense inventions in poetry.
2- self, living being
30 Ağustos 2008 Cumartesi
ZUR JUDENFRAGE

orada bir uyku seti için terk edilmiş arkadaşlıklar çölünde
sırt sırta vermiş iki akbaba olarak uçuyoruz
omuzlarımızda “Das Kapital” ve “Mein Kampf”
ve ezberimizde “Şer Çiçekleri”
bir yalana arka çıkmanın bedelini
bir diğerinin altında kalarak ödüyoruz
seküler dualar adıyoruz
adımızın anılmadığı parlamentolara
adımızın anılmadığı antları tekrarlarken
vatandaşlık numaramızla at yarışı oynayıp
vatansız kalıyoruz tekin olmayan bir hayalin peşinde
biz ki yirmi dört ayar altın
parmaklıklı kafesimizde
sevinçten yirmi dört saat parmaklarını şıklatan çoğunluğuz
biz ki işporta tezgâhlarından tamah ettik
“TÜRKİYE’DE GERİ KALMIŞLIĞIN TARİHİ”ne
biz ki bir “ah” ettik mi
karşıki dağlar alışveriş merkezi olur
ya da toplu konut kooperatifi
ve biz ki
zekatı ödenmemiş zekamızla
avlıyoruz bizi bekleyen yemleri
ve yakalanıyoruz daha taksitleri bitmemiş
küçük mavi çiçekli uyku setimize
orada frambuazlı çörekler için terk edilmiş arkadaşlar çölünde
sürünüyoruz iki başlı çatal dilli bir yılan olarak
sırtımızda “İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRİSİ”
midemizde Ortadoğu, Hindistan, Afrika ve Çin
biz ki bir kez biz olamamış bir benler kalabalığı
olarak yürüdük sahnede
kimin bayrağını salladığımıza dikkat etmeden
gurur duyduk astığımız kumaştan
hiçbir şey duyamayan kulaklarımıza inat
bağırdık sesimizi duyurmak için
bronz heykellere
ve döküldüğümüz kalıpsızlıkta
bıraktık kendimizi
benliklerimizle derinleştirdiğimiz
sıradanlığın uçurumuna
orada sallama ısırgan otu çayı için terk edilmiş sevgililer çölünde
kırılmış düşlerden ve kadri bilinmemiş rüyalardan akan kan
sızıyor kumulların arasından
ve ölümsüzlük otunu kaybeden Gılgamış
*saman köpekler

davut yücel
1karşımda öldü şimdi
1bir de van gogh kendisi 1889
1ölüm bir simulasyon (baudrillard haklı mıydı)
1halbuki ne kadar epik değil ?
1boş yok şimdi yanındakini de 1 bulsam sırasanana
1bir değil bugecece ki dur sırala ağzı kekeledi
1uzak dur beri gel uzak dur beri gel
1hastanede ölüm tipolojisi çok saçma
13 haziran 2008
ramazan bizi camiye götür!

mustafa burak sezer
yarabbi bir sürü günah, bir sürü halt yedik affola
yarabbi bütün yıl karıları kestik, öldürmedik ama
yarabbi sen gafursun, sen rahimsin affola
yarabbi senin dostların bizim de dostumuzdur
o has bahçeye çirkin kokularla girmeyelim ey alemlerin efendisi
ağzımızı çalkalayarak yüz seksene taktık geliyoruz yarabbi
hamdu senalar sana selamlar habibine olsun
leybeyk leybeyk lebbeyk ya rab ellerimizi açtık,
transparan yerlerimizi kapattık, meyhaneleri de kapatacaz yarabbi
bu şerefsizler bir şey vermiyor, sırtımızı defolu kullarına, çivisi çıkmış dünyaya çevirdik
bize sen ver yarabbi hayırlı olan ne varsa
yalnız senden isteriz yine sana döneriz yarabbi
yarabbi bizi halilullaha ulaştır bizi düşür kabe yollarına
yarabbi yüzümü bütün 18 yaş üstü kemliklerden çevirdim
yüzümü çevir yoluna keklik gibi seke seke geliyorum efendim
yediğimiz bütün naneler affola
yarabbi yüzümüz yok, paramız yok, karımız yok, bursumuz yok, ölmeye niyetimiz yok
derdimiz çok, düşmanımız çok, falsomuz çok, fortçumuz çok
bizi kötülüklerden beri, hasenatlara yakin eyle yarabbi
lastiğimizi patlatma yarabbi
lastiğimizi patlatma yarabbi
lastiğimizi patlatma yarabbi
göğsümüz imanla dolsun taşsın yarabbi
bizi monica belluci'lerle imtihan etme yarabbi
karı görünce raydan çıkıyoruz yarabbi
bizi dostlarınla buluştur yarabbi
bize dervişler gelsin, biz dervişlere gidelim yarabbi
kemal da derviş mi yarabbi?
ya habibi ya aynel yakin, ya kulubel elbab
herkesler topu dikmiş, bize topu diktirme yarabbi
bizi toplara musallat etme yarabbi
bizi hottiri pottiriklere musallat etme yarabbi
bizi zottiriklerle hesap etme yarabbi
ya hannan, ya mennan, sebbit kulubune alel iman
ayaklarımızı cehennem çukurlarına kaydırma yarabbi
vel basu badel mevt iman ettik, iman üzre nefesimizi teslim etmeyi nasip et
hu hu hu hu hu ya allah ya zül celali vel ikram
namazlarımızı yamuk kılıyoruz, doğdoğru kıldır yarabbi
ezanlarımızla kafirlerin göğsünü titret yarabbi
şiirimiz kafirlerin boşluklarını doldursun yarabbi
arkada boş yer var, doldurun diyorlar, bizden çok şey istiyorlar yarabbi
biz de çok şey istiyoruz, bize hakikati istet yarabbi
kaşarların yoluna kaydırma yarabbi
tostunu yiyenler yesin, biz cennet'te kevseri içmek istiyoruz
içip aşkın şarabın kandır ya habibi
ey senden başka güce muktedir olmayan, ey kainatları yoktan var eden
ey cilloşların, sarhoşların, berduşların, yamukların, zırzopların, imansızların da rabbi olan allah
ey kalbi kararanları dilerse hidayete çeviren allah
ey imanın kimde olduğunu bilen alemlerin sultanı
ey avrupa birliğini, amerika'yı, rusya'yı, israil'i bir toz zerresine çevirebilecek el kahhar, el celal, el hakim, el adil-i mutlak
allahuekber ve lilla ilhamd
şükür ancak sanadır
her nefis topu dikecektir amenna ve saddekna
nefsimizi bize musallat etme yarabbi
büyük savaş veriyoruz, her tarafta konkon, ultra günah çukuru
her tarafta fasulye, her tarafta pandikçi, her tarafta panik kaltak
evlerimiz harap, kalplerimiz harap, ceplerimiz harap
bizi ahrette harap etme yarabbi
allah bes baki heves, amentü yarabbi
amentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusulihi vel yevmil ahiri ve bil kaderi hayriyi ve şerrihi minellahi taela
vel basü badel mevt
hakkun:
eşhedü enla ilahe illallah
ve eşhedü enne muhammeden abduhü ve resuluhü
amentü yarabbi sonsuz kere amentü
ölürken hard diskimizi çökertme yarabbi
ramazan geldi hoş geldi
evlerimize gel yarabbi
biz de geliyoruz yarabbi
29 Ağustos 2008 / İstanbul